Hilda, kültürünüzün mutfağı konusunda bana yardımcı olabilir misin’ diyorum. Severek diye cevap veriyor. Bir ziyafetin olmazsa olmazı zeytinyağlılar diyor. Yılbaşında mutlaka zeytinyağlı yaprak sarması ya da midye dolması olur. Ayrıca tahin, patates ve nohuttan yapılan topik, pilaki, çörek, yedi baharatla hazırlanan dalak dolması ve diğer mezeler. 

Kimi tavuk kimi kestaneli hindi pişiriyor, yılbaşı için. Yemeğin ardından ya sarı burma ya da kadayıf yapılıyor. Aşure de pişiriyorlar, bereketli bir yeni yıl olsun diye. 1 Ocak’da herkes işyerine gidiyor, bir nar kırıp bol kazançlı bir yıl için dua ediyor. 

Ortodoks Ermeniler 6 Ocak’da Noel’i kutluyorlar. 5 Ocak akşamı mutlaka balık yiyorlar. Eskiden en yaşlı aile büyüğünün evinde balık pişirirken artık balıkçıdan ısmarlıyor, çoğu aileler balıklarını. Katolik Ermeniler ise 24 Aralık gecesi Noel’i kutluyorlar ve lakerda yiyorlar.

Paskalya’da sürekliliği sembolize eden yumurta pişiriyorlar. Bu yumurtalar ‘Hz. İsa’yı ve dünyanın kurtuluşu’nu anma adına kırmızıya boyanıyor. Hz. İsa, ölümüyle insanların günahlarını affetiriyor ve kırmızı yumurta Hz. İsa’nın bu uğurda akan kanını sembolize ediyor. Bugünlerde rengarenk yumurta boyayanlar da var. Yumurtanın dış kabuğu gökyüzünü, zarı havayı, akı denizi, sarısı ise yeryüzünü temsil ediyor. Paskalyadan bir gece önce gene balık yiyorlar. Paskalya öncesinde 50 gün boyunca et, süt, yumurta gibi hayvansal yiyeceklerden vazgeçerek oruç tutuyorlar. Oruç süresince Anadolu Ermenileri kete denen tuzlu bir çörek yapıyorlar. Oruca başlamadan önce ise karnaval zamanı. Mangalda et pişirip piknik yapıyorlar. Kimi evde kıyafet balosu yapılıyor ve erkekler kadın, kadınlar erkek gibi giyiniyor ya da farklı komik kıyafetlerle eğleniyorlar.  Oruç süresince düğün yapmak yasak. Farklı semtlerdeki Ermeni kiliselerinde dua etmeye gidiyorlar. Bazen bu amaçla turlar düzenleniyor. Kiliselerde oruç yemekleri yeniyor. Orucun son haftasında Perşembe akşamı Hz. İsa’nın gözyaşlarını temsil eden mercimek yemeği yapıyorlar. Cumartesi akşamı ise aileler toplanıp balık yiyorlar. 

Ermeniler isim günlerini kutluyorlar. Bazı Azizlere adanmış günler var. Eğer kişi o isme sahipse, o günde o kişinin evinde toplanıp yemek yiyorlar. 

15 Ağustosda ise Meryem Ana anılıyor. Bir zamanlar köylerde herkes hasadını kilise bahçesine getirirmiş ve hep beraber yemek yerlermiş. Zamanla bu adet şehirlerde tek meyvaya indirgenmiş ve bu bereketi temsil eden üzüm olmuş. Kimileri 15 Ağustos’a kadar üzüm hiç yemiyorlar. Bir rivayete göre bu geleneğin ardındaki hikaye şöyle… Eskilerde sadece papazlar şarap yaparmış. Bağları ise çoluk çocuk talan edermiş, koruk halindeyken bile üzümleri yermiş. Bunu önleyebilmek için 15 Ağustosa kadar üzüm yeme yasağı konmuş.

Bebeğin ilk dişi çıktığında ise ‘hadik’ seremonisi yapılıyor ve şekerli buğday pişiriyorlar. Her Ermeni evinde mutlaka ev yapımı vişne, bazen de gül ya da zerdali likörü bulunuyor. Dini bayramlarda likör ve çukulata ikram ediliyor. Yemek öncesinde dua ediyorlar. 

Ermenilerin de mantısı var, fırınlanıp pişirilen. Onlar da gül, incir ve ceviz reçeli ya da turşu yapmayı seviyorlar. Tatlı kabağı haşlayıp, tarçın ve cevizle karıştırıp püre yapıyorlar. Sigara böreği gibi yufkaya sarıp kızartıyorlar ve şerbet ekliyorlar. Tahinli pide ve yassı kadayıf pişiriyorlar.

Ermeni mutfağı sunan birkaç yer var İstanbul’da. Bu kadar sohbetten sonra, Ani’nin kuzenin yeri, Cihangir’de Jash’dayım… Jash Ermenice ‘aş’ demekmiş. Topik gerçekten güzelmiş. Üstündeki tarçın da yakışmış. Dalak çorbası yesem mi acaba? Yok ben onu geçeyim. Başka ne var. Beğendili kuzu kapama, kıtır mantı, sarma fırında, keşkeğe benzer harisa, Ermeni meze tabağı, lakerda, tarama, palamut füme, şaraplı mantarlı lapa… Misafirler arasındaki Aydın Boysan’da bonus…

Hatay Vakıflı köyünü hiç duydunuz mu? 19. yüzyılın başında kurulmuş, 30 hanelik minik bir köy… Ermenistan’daki yerleşim yerleri dışında dünyadaki tek Ermeni köyü burası. Tamamen organik tarım yapılıyor. 2004’de organik tarım yaparak narenciye ürünleriyle ülkeye 1 milyon Euro ihracat geliri kazandırmışlar ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi, ‘Toplumsal ve Sportif Fair Play’ ödüllerinden birini vermiş.